Salih Özcan ismini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Muhtemelen Millî Takım’dan aşina olduğunuz, Borussia Dortmund apoletli, mücadeleci bir orta saha. Bildiğimiz, tanıdığımız bir oyuncu. Ancak bugün size, hiçbir yerde kolay kolay okuyamayacağınız detaylarla madalyonun diğer yüzünü; yani Salih’in Beşiktaş için ne anlama geleceğini anlatmak istiyorum.
Öncelikle oyuncunun kariyerindeki o keskin virajı anlamamız lazım. Köln altyapısından çıkan, “Köln’ün Koruyucu Meleği” (evet, 15 yaşında raylara düşen bir çocuğu kurtardığı için Almanya’da ona bu lakabı taktılar) olarak bilinen o potansiyelli çocuk ile bugünkü Salih arasında farklar var. Köln’de oynadığı dönemde Modeste golleri atarken, binayı ayakta tutan ismin Salih olduğu söylenirdi. Ancak Dortmund’a transferinden sonra işin rengi değişti.
Dortmund’da Neler Oldu?
Borussia Dortmund macerası, Salih’i daha defansif, daha garantici bir oyuncuya evriltti. İstatistiklere baktığımızda; Köln’de top taşıyan, rakip ceza sahasına giren o oyuncunun Dortmund’da “aman hata yapmayayım” diyerek en yakınına pas veren, riski minimize eden bir profile büründüğünü görüyoruz. Dortmund taraftarı onun için “Emre Can sahada bomba patlatır, Salih ise o bombayı imha eder, arkasını toplar” der. Yani Salih, sahnede parlayan yıldız değil; perdenin arkasındaki emniyet sübabıdır.
Beşiktaş’ın Neye İhtiyacı Var?
Gelelim asıl meseleye: Beşiktaş’a uyar mı?
Beşiktaş’ın orta sahasında yıllardır “her özelliği 10 üzerinden 5-6” olan bir tamamlayıcı eksikliği var. Gedson dripling yapıyor ama pasör değil; Musrati muazzam pas atıyor ama ağır. İşte Salih Özcan tam burada devreye giriyor. Salih, oyunu kurmaz, sizi ofansif anlamda uçurmaz ama o merkezdeki yumuşaklığı bitirir.
Eski Hollanda U21 hocasının dediği gibi; sahada rakibe adım attırmayan, tabiri caizse bir “canavara” dönüşebilen (iyi anlamda), ısıran bir oyuncudur. Eğer beklentiniz Orkun Kökçü gibi kilit paslar atan, takımı öne taşıyan bir maestro ise Salih yanlış adres. Ancak beklentiniz Gedson ve Rafa Silva gibi isimleri özgürleştirecek, rakip atakları daha başlamadan kesen bir “alan kapatıcı” ise Salih doğru isimdir.
Maliyet ve Yerli Statüsü Denklemi
Transferin mali boyutu da kritik. Salih’in sözleşmesi 2026’da bitiyor ve Dortmund ondan çıkmak istiyor. 3-5 milyon euro gibi bonservisler konuşuluyor ama bu oyuncu sezon sonu bedavaya da alınabilecek duruma gelebilir. Yerli statüsünde, Millî Takım havuzunda olan bir oyuncuyu kadroya katmak, özellikle elinizi rahatlatmak için mantıklı.
Fakat şerhimi düşeyim: Ben elimdeki Demir Ege’nin gelişim tavanının Salih’ten daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Eğer Salih’i alıp takıma “seviye atlatmayı” bekliyorsanız yanılırsınız. Salih, Beşiktaş’ın seviyesini “korumak” için, rotasyonu güçlendirmek için alınır.
Son Söz
Salih Özcan, sahada görünmez kahraman olmaya adaydır; maç biter, “Salih bugün ne yaptı ki?” dersiniz ama o sırada rakibin 10 atağını başlamadan bitirmiştir. Eğer uygun maliyetle, “tamamlayıcı” rolü için geliyorsa kapımız açık. Ancak takımı sırtlayacak bir yıldız bekleniyorsa, hayal kırıklığına uğramamak için beklentiyi doğru ayarlamak şart.
Ben Salih’i severim, Millî Takım’daki mücadelesine saygı duyarım. Ama Beşiktaş’ı daha çok severim. Bu yüzden duygusal değil, rasyonel bakmak zorundayız: Salih Özcan bir “çilek” değil; o çilekli pastanın dağılmasını önleyen tabaktır.
Ömer Fikret Şen