Süper Lig'in Yıldızından İtiraf
Süper Lig ekiplerinden Fatih Karagümrük forması giyen Fildişi Sahilli golcü David Datro Fofana, Belek’teki devre arası kampında AA muhabirine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kariyer yolculuğundan Türkiye’deki futbol ortamına, aldığı Fair Play ödülünden gelecek hedeflerine kadar birçok konuya değinen genç yıldız, samimi itiraflarıyla dikkat çekti.
Takım Ruhu ve Birlik Mesajı
Sezonun ilk bölümünde takım olarak istenilen birlikteliği tam anlamıyla yakalayamadıklarını belirten 23 yaşındaki futbolcu, ikinci yarı için kenetlenme çağrısı yaptı. Futbolun kolektif bir oyun olduğunun altını çizen Fofana, "Ligin ikinci yarısında birbirimizi kucaklayarak savaşmamız gerekiyor. Çünkü bu oyunda tek başınıza kazanamazsınız. Kazanmak için de takım olmanız gerekiyor. Tek başıma ben bunu ya da kimse bunu yapamaz. Takım olarak iyi olduğunuzda benim de performansım bireysel olarak daha da iyi olacaktır." ifadelerini kullandı.

Fiziksel Performans Hedefi
Kendi kondisyon durumu hakkında öz eleştiri yapan golcü oyuncu, potansiyelinin daha yüksek olduğunu belirtti. Fiziksel gücün önemine vurgu yapan Fofana, "Performansım daha iyi olabilirdi. Çünkü burada fiziksel kondisyon da çok önemli. İstediğim seviyede olursam bundan çok daha iyi performans sergileyeceğim." şeklinde konuştu.
Trabzonspor Maçı ve Golcü Kimliği
Trabzonspor filelerini 53 saniyede iki kez havalandırarak dikkatleri üzerine çeken Fofana, bu başarının galibiyete yetmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Asıl görevinin takıma katkı sağlamak olduğunu hatırlatan oyuncu, "Ben bir forvetim ve işim de takıma yardım etmek. Açıkçası işimi yaptım. Gol atmak benim işim. Maalesef yetmedi. Bundan sonraki maçlarda daha fazla gol atmaya çalışacağım." dedi.
Süper Lig’e Övgü Dolu Sözler
Türkiye’deki futbol kalitesinden ve rekabet ortamından övgüyle bahseden David Datro Fofana, ligin hafife alınamayacak bir seviyede olduğunu savundu. Avrupa’ya transfer olan yıldızları örnek gösteren oyuncu, şu değerlendirmeyi yaptı: "Daha önce Türkiye'ye bir kere gelmiştim. O da yanlış hatırlamıyorsam Molde'nin Trabzonspor'la olan maçıydı. Buraya gelmeden önce Süper Lig'i arada izlerdim. Süper Lig'in iyi bir lig olduğunu düşünüyordum. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama garip bir derecede iyi bir lig. Kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum. Arda Güler gibi bir oyuncu, Fenerbahçe'den çıktı sonra Real Madrid gibi bir takıma gitti. Bu lige kötü bir lig diyemeyiz. Gerçekten iyi bir lig. Buraya gelmeden önce de 'Benim için ilginç bir meydan okuma olabilir. Neden olmasın?' dedim. Geldiğimden dolayı da gerçekten çok mutluyum çünkü burada çok güzel tecrübeler yaşadım."
Taraftarın Fedakarlığına Saygı
Dolu tribünler önünde oynamanın kendisi için büyük bir itici güç olduğunu belirten genç yıldız, taraftarların stada gelmek için gösterdiği çabaya büyük saygı duyduğunu ifade etti. Motivasyon kaynağını açıklayan Fofana, "Ateşli bir atmosfer oluyor, seni daha fazla ittiriyorlar. Daha fazla zorluyorlar. Bu seni iten bir faktör oluyor. Tabii taraftar olmadığı zaman da ben kendi kendimi motive etmeye çalışıyorum. Oraya gelen taraftarları düşünüyorum. Onlar için ben her şeyimi vermeye çalışıyorum. Çünkü onların oraya gelmesi kolay değil. Taraftarlar tribüne gelmek için çok fedakarlık yapıyor. Onlara güzel şeyler göstermek, onları mutlu edebilmek için elimden geleni yapıyorum." dedi.

Fair Play Ödülü Getiren O An
Fenerbahçe karşılaşmasında İsmail Yüksek ile girdiği hava topu mücadelesinde rakibinin sakatlanmasını önleyen refleksiyle TFF Fair Play Davranış Ödülü'ne layık görülen Fofana, o kritik anı anlattı. "Cankurtaran olur muydun?" sorusuna gülümseyerek "Hayır tabii ki." yanıtını veren oyuncu, o anki hislerini şöyle paylaştı: "Çok deli bir andı. Pozisyonda ben, Berkay Özcan ve İsmail Yüksek vardık. Berkay zıpladı, sonra İsmail'in zıplamasını beklemiyordum. Sonradan gördüm. İçimden 'Burada düşerse biter bu adam.' dedim. Çok büyük sıkıntıya uğrar. İçgüdüsel bir şekilde yakalamaya çalıştım. Açıkçası çok iyi yakaladığımı da düşünmüyorum ama elimden geleni yaptım. Sonra Instagram'dan bana teşekkür etti, konuştuk. 'Nasılsın, iyi misin?' diye sordum. İnsan sahada bunları çok anlayamıyor. Nasıl olduğunu, önemli bir şey olup olmadığını çok iyi bir şekilde anlayamıyorsun. Fakat sonra televizyondan gördükten sonra bunu anlıyorsun. Futbol oynuyoruz sonuçta ve futbolda etrafındaki herkese dikkat etmen gerekiyor. Bu da bu işin bir parçası. Futbola, bir düet gibi diyebiliriz."
Chelsea Transferinin Şaşkınlığı
Henüz 20 yaşındayken Norveç ekibi Molde'den İngiliz devi Chelsea'ye transfer olma sürecini anlatan Fildişi Sahilli oyuncu, yaşadığı şaşkınlığı ve kendini motive edişini aktardı. Kariyerindeki bu büyük sıçramayı, "Molde'ye gittim. Molde'den sonra da gerçekten Chelsea gibi çok büyük bir kulübe gittim. Aslında şaşırmadım. Fakat içimden 'Ben nereye geldim, ne yaptım, bunu nasıl başardım.' dedim. Çünkü bu, herkesin başına gelebilen bir şans değil. Kendime 'Bu şansı kullanmam gerek. David sıra sende ve en iyisini göstermen gerek.' dedim." sözleriyle özetledi.
Tecrübe ve Olgunlaşma Süreci
Molde dönemine kıyasla artık çok daha olgun bir futbolcu olduğunu vurgulayan Fofana, hem saha içi tecrübesinin hem de aile babası olmanın kendisine kattıklarını anlattı: "Çünkü Molde'deki Fofana Afrika'dan yeni gelmiş genç bir çocuktu. Gerçekten aramızda büyük bir tecrübe farkı var. Bu tecrübe de hep oynayarak gelişti. Aynı zamanda bu tecrübeyle de insanın hayata olan bakış açısı da değişiyor. Artık daha büyüğüm, baktığım bir ailem var. Bu da insanı çok geliştiren bir şey."

Yıldızlarla Rekabet ve İdoller
Süper Lig'deki Osimhen, En-Nesyri ve Icardi gibi yıldız golcülerle rekabet etmekten çekinmediğini belirten Fofana, çocukluk idollerini de açıkladı. "Victor Osimhen, Youssef En-Nesyri, Tammy Abraham ve Paul Onuachu gibi oyuncular Avrupa'da zaten çok büyük isimlerdi. Onlarla aynı işi yapmaya çalışıyorum. Üst seviyede kalabilmek, birbirimizle rekabet etmek zaten bizim işimiz. Zor bir meydan okuma ama yapılamayacak bir şey değil." diyen oyuncu, idolleri hakkında ise şunları söyledi: "Çocukken arkadaşlarımla sokakta oynarken 'Cristiano Ronaldo'yum' diyordum. Onu örnek alıyordum. Drogba'yı tabii ki çok seviyordum. Çünkü Drogba Fildişi Sahilleri'nin ikonu, efsanesi. Ben kariyerime forvet olarak başlamadım, kanat olarak başladım. Forvet olduktan sonra Drogba'yı daha çok izlemeye başladım. Chelsea'ye gittiğimde sadece Drogba görüntüleri izliyordum. Daha gençken, kanat oynarken sadece Ronaldo'nun görüntülerini izliyordum. Sonra Drogba'ya geçtim. Drogba zaten tartışılmaz."
Futbola Adanmış Bir Ömür
Futbol tutkusunun sınır tanımadığını belirten genç yetenek, sözlerini iddialı bir dilekle noktaladı: "40, 50 hatta mümkünse 100 yaşıma kadar futbol oynamak istiyorum."