Beşiktaş Haberleri
46,1116 %0.02
53,1487 %-0.94
6.409,16 % -3,23

Körelemiş Popülizme Karşı Köprüden Önceki Son Çıkış: Beşiktaş’ın Gelecek Mühendisliği

YAYINLAMA:
Beşiktaş için her yeni sezon, siyah-beyaz formanın renginde saklı olan o ezeli döngüyü beraberinde getirir: Karanlığın ardındaki beyaz umut. Futbol takımımızın başına geçen İtalyan teknik adam **Vincenzo Italiano** dönemiyle birlikte, sadece yeni bir sayfa açmıyor, aynı zamanda modern futbolun gerektirdiği o dinamik ve cesur ruha Merhaba diyoruz. Italiano, özellikle Fiorentina’nın başında üst üste iki kez UEFA Konferans Ligi’nde final oynatarak Avrupa arenasında rüştünü ispat etmiş, modern taktik disiplini yüksek, genç ve hırslı bir isim. Onun Avrupa kupalarındaki bu istikrarlı ve finale yürüyen başarı vizyonu, Beşiktaş’ın DNA’sında var olan uluslararası rekabetçilik arzusuyla kelimenin tam anlamıyla örtüşüyor. Genç, dinamik, taktiksel zekası yüksek ve Beşiktaş gibi büyük, baskısı yoğun bir camianın heyecanını sırtlayabilecek vizyonda bir hocanın göreve getirilmiş olması, içimdeki umudu ve sevinci katbekat artırıyor. Gönülden diliyorum ki, arkası kesilmeyen onca yönetimsel hatanın içinden bu kez bir doğru çıksın; İtalyan hocamızın getireceği bu dinamizm ve sportif başarı, kulübün kurumsal, finansal ve hukuksal safiyetini yeniden kazandıracak o ilk domino taşını devirsin. Çünkü biz iyi biliyoruz ki, Beşiktaş bitmez. Beşiktaş varsa umut her zaman vardır ve o umudu yeşertmek, bu armaya karşılıksız gönül veren biz taraftarların en asli görevidir. Bizim için sezonun gerçek anlamda kırılma noktası, 23 Temmuz’da çıkacağımız Avrupa kupası eleme maçları olacak. Beşiktaş, Italiano’nun Avrupa tecrübesi ve rekabetçi kimliğiyle ait olduğu yer olan o uluslararası sahneye güçlü bir geri dönüş yapmalıdır. Bulunmalıdır ki, Türkiye’deki o kısır, suni ve arkadan yönlendirilmiş "haksız başarı" ekosisteminden uzaklaşarak, kendi gücüyle savaşmayı bilen gerçek bir futbol aklına kavuşsun. Ancak madalyonun bir de yönetimsel gerçeklik boyutu var. Göreve gelirken "Beşiktaş’ın kaybedecek bir saniyesi bile yok" diyerek üç transfer dönemi sözü veren, bugün ise altıncı transfer dönemine girerken hâlâ benzer vaatlerle camiayı oyalayan Serdal Adalı yönetiminin sunduğu bu tablo karşısında iyimser kalabilmek, kabul etmek gerekir ki ciddi bir "aşırı optimizm" gerektiriyor. Yine de yeni hocamıza ve takıma olan inancımızla, bir Beşiktaş taraftarı olarak bugün pozitif düşünceye tutunmaya ihtiyacımız var. ## Projelerin Taklidi ve "Ben Manga" Örneği Daha önce Beşiktaş’ı yönetmeye aday olduğumuz o stratejik dönemde; kurumsal, hukuksal, sportif ve finansal tüm projelerimizi milimetrik bir planlamayla hazırlamıştık. Bugün dönüp baktığımda, transfer çılgınlığının ötesine geçerek kulübe kazandırmaya çalıştığımız o vizyonun —yani kurumsallaşma, hukuk etiği ve stratejik planlama gibi kavramların— farklı yapılar, dernekler ve kurumlar tarafından sahiplenildiğini, hatta kullanılmaya çalışıldığını görüyorum. Açıkçası, bu entelektüel üretimin Beşiktaş’ın geleceğine yön veriyor olması bizi sadece memnun eder. Demek ki zamanında Beşiktaş için çok doğru bir paradigmaya imza atmışız. Ancak hemen yanı başımızdaki rakiplerimizin kongre süreçlerini hayretle izliyorum. Yüz milyonlarca Euronun havada uçuştuğu, kimsenin sürdürülebilir bir plandan veya projeden bahsetmediği, herkesin sadece yıldız isimler üzerinden "anlık başarı simülasyonları" pazarladığı bir popülizm furyası hakim. En büyük temennim, "başarı için her yol mübahtır" diyen bu tehlikeli popülizmin Beşiktaş’ımıza sirayet etmeden son bulmasıdır. Bu popülist zihniyetin geçmişte kulübümüze ne büyük fırsatlar kaybettirdiğinin en acı örneğini ilk kez burada paylaşmak isterim: Biz, dünyanın en önemli "yetenek avcılarından" (scout) biri olarak kabul edilen **Ben Manga** ile kulübün futbol aklını ve yapılanmasını kurmak üzere her konuda anlaşmıştık. Seçimi kaybettikten sonra, o dönemin kazanan başkanına elimizdeki projeleri ve planlamayı Beşiktaş’ın menfaati için büyük bir memnuniyetle teslim ettik. Kendileri de Ben Manga ile görüşeceklerini söylediler. > Ancak sonrasında öğrendik ki, dünyanın saygı duyduğu bu futbol aklına, *"Elindeki oyuncu listesini bize ver, oradan oyuncu alırsak sana da pay veririz"* gibi Beşiktaş’ın ağırlığına yakışmayan, vizyonsuz ve adeta kişiyi "komisyoncu" yerine koyan küçük düşürücü bir teklifle gitmişler! Adam bu yüzden Türkiye’de kimseyle çalışmadı. > İşte vizyonsuzluk ile kurumsal akıl arasındaki fark budur. Arkası gelmeyen ölü doğmuş aplikasyon projeleri, tutulmayan arsa stoğu sözleri ve gelir artırıcı önlemler yerine borç yükünü katlayan hamleler yüzünden, Beşiktaş’ımız adeta Notre Dame’ın Kamburu’na dönüştürülmüş, kendi ağırlığı altında ezilen bir yapıya bürünmüştür. ## Çözüm: Entegre Yönetim Sistemi ve Futbol Mühendisliği Aday olduğumuz dönemde kurduğumuz o tarihi cümle bugün de geçerliliğini koruyor: **"Bu köprüden önce son çıkıştır."** Beşiktaş’ın sportif, kurumsal, hukuksal ve finansal olarak **"Entegre Yönetim Sistemi"** çatısı altında, modern bir futbol mühendisliği gerçeğiyle ele alınması şarttır. Geleceğin Beşiktaş’ını bugünden inşa etmek zorundayız. Bugün Vincenzo Italiano gibi dinamik bir teknik direktör ve yeni bir sportif direktör hamlesiyle yola çıkılmasını, mevcut yönetimin geçmiş hatalardan ders çıkarma eğilimi olarak yorumlamak istiyor ve bunu umut verici bir adım olarak görüyorum. Bu noktada, inandığım ve güvendiğim asıl merci her zaman Beşiktaş’ın kendisidir; ancak mevcut yönetimden ve Sayın Serdal Adalı’dan net iki beklentim var: 1. **Mutlak ve Kaçınılmaz Başarı:** Bu sezon yapılan hamlelerin tutması ve Beşiktaş’ı doğru bir yapıyla uluslararası arenaya taşıması için bu yönetimin elindeki son fırsattır. Sayın Adalı bu sezon muhakkak başarılı olmak zorundadır. Bu başarıdan kastım; Avrupa kupalarında Vincenzo Italiano'nun o genlerinde olan rekabetçi, finalleri zorlayan kadro yapısını izletmek ve Türkiye liginde mutlak surette Şampiyonlar Ligi hedefine ulaşmaktır. 2. **Liyakatli Ellere Devir:** Eğer bu yapısal ve sportif hedefler gerçekleşmez, bu ihtimal ortadan kalkarsa; yönetimin Beşiktaş’ı bir an önce liyakatli ellere bırakmak üzere seçime götürmesi şarttır. Büyük Beşiktaş camiasından uzaklaştırılan nitelikli insan kaynağının kulübe yeniden entegre edilmesi, aynı isimlerin ve aynı zihniyetlerin yarattığı bu kısırdöngünün kırılması gerekmektedir. Bizim her zaman savunduğumuz gibi: **"Başka bir Beşiktaş mümkündür."** Kriterleri belirlenmiş, liyakat sahibi Beşiktaşlıların yönetiminde yeni bir sayfa açılmalıdır. Beşiktaş hiçbir zaman sahipsiz, hiçbir zaman alternatifsiz kalmamıştır. Türkiye’nin en büyük spor markası ve en aksiyonel sivil toplum kuruluşu olan bu dev camianın marka değeri ile son altı yıldır freni boşalmışçasına yokuş aşağı savrulan yönetsel tablosu aynı değildir, olamaz. Beşiktaş’ı hak ettiği yere getirecek hamleleri yapmak, camianın kendi öz evlatlarının sorumluluğundadır. Yani bu namus borcu, yine bu camianın kendi içinden çıkacaktır; tıpkı şairin dediği gibi: *"Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."* Sözlerimi bitirirken, parkede de yüreğimizi koyduğumuz basketbol takımımızın final serisinde Beşiktaş duruşuna yaraşır bir mücadeleyle yoluna devam etmesini ve bu asil yürüyüşün sonunun EuroLeague olmasını canıgönülden diliyorum. Yolumuz uzun, ama Beşiktaş varsa umut her zaman var. Saygılarımla Prof.Dr.Mehmet Burçin Pişkin
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız