Beşiktaş Haberleri
49,2147 %-0.04
55,3023 %-0.05
6.539,07 %-0.04

BAŞKA BİR BEŞİKTAŞ MÜMKÜN: SUYUN AKIŞINI DEĞİŞTİRME ZAMANI

YAYINLAMA:

Öncelikle Olağanüstü Genel Kurul sonucunda Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanlığına seçilen Sayın Serdal Adalı’yı ve yeni yönetim kurulunu tebrik ediyor, önlerindeki 18 aylık süreçte kendilerine başarılar diliyorum.

Bu süreçte hepimizin ortak sorumluluğu, kişisel görüş ve farklılıklarımızı bir kenara koyarak Beşiktaş’ın âli menfaatleri doğrultusunda kulübümüze elimizden gelen katkıyı sunmaktır.

Çünkü Beşiktaş söz konusu olduğunda mesele kişiler değil, Beşiktaş’ın kendisidir.

Eleştirmek de desteklemek de Beşiktaşlı olmanın bir parçasıdır. Ancak bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; yönetim kim olursa olsun, doğru yapılan işlerin yanında durabilmek, yanlış gördüğümüz uygulamaları ise yapıcı ve çözüm odaklı biçimde dile getirebilmektir.

Sayın Başkan ve yönetimine bu nedenle başarı dileklerimi iletiyor; Beşiktaş’ın menfaatine olan her doğru adımın yanında olacağımı özellikle ifade etmek istiyorum.

Ancak yeni bir yönetimin göreve gelmesiyle birlikte, yalnızca isimlerin değişmesini değil, yönetim anlayışının da değişmesini konuşmamız gerektiğine inanıyorum.

Çünkü Beşiktaş’ın bugün karşı karşıya olduğu meseleler bir kişinin veya bir yönetimin çok daha ötesindedir.

BİZİM ASIL DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKEN ŞEY SİSTEMDİR.

Beşiktaş’ın son genel kurulunu ve yıllardır oluşan kongre kültürümüzü düşündüğümde, aynı soruyu tekrar tekrar soruyorum:

Biz gerçekten sorunlarımızı çözmek için mi kongre yapıyoruz, yoksa yıllardır aynı tartışmaları yeniden üretmek için mi?

Ben yapılan eleştirilerin önemli bir bölümüne katılıyorum.

Çünkü Beşiktaş’ın kongreleri; fikirlerin, projelerin ve çözüm önerilerinin yarıştığı demokratik platformlar olmaktan giderek uzaklaşıp zaman zaman renksiz, tekrara düşen ve çözümsüzlüğü normalleştiren toplantılara dönüşüyor.

Son İdari ve Mali Genel Kurulda da gündem dışı konuşmalar nedeniyle toplantının uzaması ve asıl gündem hakkında söz almak isteyen üyelerin haklarının zedelenmesi bu sorunun somut örneklerinden biri oldu.

Daha da önemlisi, yıllardır oluşmuş bir “bindirilmiş kıtalar” ve “kim Beşiktaş’ın iktidarındaysa ona biat et” kültürü, Beşiktaş’ın demokratik yapısına, kurumsal hafızasına ve geleceğine zarar veriyor.

Oysa Beşiktaş’ın ihtiyacı yeni bir kişiye, yeni bir gruba veya yeni bir lidere biat etmek değildir.

Beşiktaş’ın ihtiyacı sisteme bağlılıktır.

Kişilere değil;

ilkelere, kurallara, liyakate, şeffaflığa, hesap verebilirliğe ve kurumsal akla bağlı bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var.

BEŞİKTAŞ BİR KULÜPTEN DAHA BÜYÜKTÜR

Beşiktaş artık sadece sportif sonuçlar üzerinden yönetilebilecek bir yapı değildir.

Milyarlarca liralık ekonomik büyüklüğü, şirketleri, taşınmazları, çalışanları, sporcuları, altyapısı, uluslararası ilişkileri ve milyonlarca taraftarıyla Beşiktaş çok büyük bir kurumdur.

Böylesine büyük bir yapının yönetim anlayışı da çağın gereklerine uygun olmak zorundadır.

Bugün Beşiktaş’ın ihtiyacı;

spor yönetimi + futbol yönetimi + finans yönetimi + hukuk yönetimi + kamu yönetimi + kurumsal yönetim + teknoloji + veri analitiği + insan kaynakları + uluslararası ilişkiler

disiplinlerinin aynı yönetim sistemi içerisinde buluşmasıdır.

Artık “iyi Beşiktaşlı olmak” tek başına yeterli değildir.

İyi Beşiktaşlılık bizim temel değerimizdir.

Ancak bunun üzerine;

liyakat, eğitim, deneyim, yabancı dil, uluslararası vizyon ve profesyonel yönetim kapasitesi

koymak zorundayız.

Çünkü Beşiktaş’ı sadece Beşiktaş sevgisiyle değil, Beşiktaş sevgisini profesyonel yönetim sistemiyle birleştirerek geleceğe taşıyabiliriz.

BAŞKA BİR BEŞİKTAŞ MÜMKÜN

Benim yıllardır savunduğum anlayış tam olarak budur.

Başka Bir Beşiktaş mümkün.

Ama bunun için suyun akışını değiştirmek gerekiyor.

Bu değişim bir kişinin değişmesi değildir.

Bir yönetimin başka bir yönetimle yer değiştirmesi de değildir.

Asıl değişmesi gereken yönetim sistemidir.

Beşiktaş’ın geleceğini kişilere bağımlı olmaktan çıkartıp kurumsal bir sisteme bağlamalıyız.

Yönetimler değişebilir.

Başkanlar değişebilir.

Teknik direktörler değişebilir.

Oyuncular değişebilir.

Ama Beşiktaş’ın yönetim sistemi değişmemelidir.

Çünkü güçlü kurumlar kişilere göre değil, sistemlere göre yönetilir.

KONGRELER BEŞİKTAŞ’IN ORTAK AKLININ MERKEZİ OLMALI

Bunun önemli bir ayağı da kongre kültürüdür.

Bugün dijitalleşen dünyada Beşiktaş’ın kongre katılımını hâlâ salona kaç otobüs insan getirildiği veya hangi grubun salonda daha kalabalık olduğu üzerinden tartışmak kabul edilebilir değildir.

Beşiktaş Kongre Üyesinin iradesi;

bir grubun organizasyonuna,

bir kişinin etkisine,

bir yönetimin gücüne,

bir başka grubun “bindirilmiş kıtalarına”

bırakılamaz.

Beşiktaş Kongresi Beşiktaşlıların kongresidir.

Bugün bunun için elimizde çok güçlü teknolojik araçlar var.

Dijitalleşen Beşiktaş’ta Beşiktaş App, yalnızca maç bileti, haber veya taraftar iletişimi için kullanılan bir uygulama olmamalıdır.

Aynı zamanda katılımcı Beşiktaş demokrasisinin dijital altyapısı haline gelmelidir.

Kongre gündemleri önceden paylaşılabilir.

Raporlar dijital ortamda incelenebilir.

Üyelerin soruları önceden alınabilir.

Öneriler kayıt altına alınabilir.

Komisyonlar oluşturulabilir.

Ve mevzuatın izin verdiği ölçüde teknolojik altyapı geliştirilerek kongre katılımı çok daha geniş bir Beşiktaşlı kitlesine ulaştırılabilir.

Böylece kongre salonundaki belli grupların oluşturduğu atmosfer yerine, gerçek Beşiktaş iradesinin daha geniş biçimde temsil edildiği bir yapı kurulabilir.

Çünkü demokratik katılımı artırmanın yolu insanları kongreden uzaklaştırmak değil, kongreyi Beşiktaşlıya yaklaştırmaktır.

GELENEKTEN GÜÇ ALIP GELECEĞE YÜRÜMELİYİZ

Modernleşmeyi Beşiktaş’ın değerlerinden kopmak olarak görmüyorum.

Tam tersine.

Beşiktaş’ın tarihinden, kültüründen, Cumhuriyet değerlerinden ve spor ahlakından aldığımız güçle geleceğin yönetim modelini kurabiliriz.

Gelenekten güç alıp geleceğe yürümeliyiz.

Dünyaya entegre,

uluslararası standartları bilen,

hukuku önceleyen,

finansı yöneten,

veriyi kullanan,

teknolojiyi merkeze alan,

spor bilimini bilen,

futbol endüstrisini bilen,

kamu yönetimi refleksine sahip,

kurumsal yönetim ilkelerini uygulayan

yeni nesil bir Beşiktaş yönetim modeli oluşturmalıyız.

Bu modelde yönetim kurulu sadece “yönetici” değil, stratejik karar organı olmalıdır.

Profesyoneller günlük operasyonu liyakat esasına göre yürütmelidir.

Denetim gerçekten denetim yapmalıdır.

Hukuk birimi sonradan savunma yapan değil, karar süreçlerinin başından itibaren masada olan bir yapı olmalıdır.

Finans yönetimi günü kurtarmaya değil, sürdürülebilirliğe odaklanmalıdır.

Ve kongre üyeleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan insanlar olmaktan çıkarılmalıdır.

ÇÜNKÜ BEŞİKTAŞ’IN ASIL SORUNU SADECE BORÇ DEĞİL, YÖNETİM MODELİDİR

Son genel kurulda ortaya konulan mali tablo da bize bunu gösteriyor.

Denetim raporunda finansal risklerin, likidite ve sürdürülebilirlik risklerinin kritik seviyede devam ettiği; sözleşme yönetimi, mali raporlama ve karar süreçlerindeki eksikliklerin risklerin yönetilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Dolayısıyla yalnızca “Borç ne kadar?” sorusuna cevap aramak yetmez.

Asıl soru şudur:

Bu borcu üreten yönetim modelini nasıl değiştireceğiz?

İşte benim üzerinde durduğum mesele tam olarak budur.

Beşiktaş’ın geleceği;

bir sonraki seçimde kimin kazanacağından çok,

bir sonraki yönetimin hangi sistemle çalışacağına bağlıdır.

ARTIK SUYUN AKIŞINI DEĞİŞTİRMELİYİZ

Ben Beşiktaş’ta artık;

biat kültürü yerine liyakat,

kişisel sadakat yerine kurumsal sadakat,

kapalı kapılar ardında karar yerine şeffaflık,

günü kurtarmak yerine sürdürülebilirlik,

slogan yerine strateji,

kişisel güç yerine kurumsal güç,

bindirilmiş kıtalar yerine gerçek kongre iradesi

görmek istiyorum.

Çünkü Beşiktaş’ın geleceğini birkaç kişinin değil, Beşiktaş’ın ortak aklının şekillendirmesi gerekiyor.

Bugün Sayın Serdal Adalı ve yönetiminin önünde 18 aylık önemli bir dönem var.

Bu dönemde Beşiktaş’ın menfaatine atılacak her doğru adımın yanında olmak; eksik veya yanlış gördüğümüz noktaları ise Beşiktaş’ın âli menfaatlerini merkeze alarak yapıcı biçimde dile getirmek hepimizin sorumluluğudur.

Çünkü eleştiri Beşiktaş’a karşı olmak değildir.

Tam tersine, Beşiktaş’ın daha iyi olması için sorumluluk almaktır.

Bizim görevimiz yönetimleri alkışlamak veya yıkmak değil;

Beşiktaş’ın geleceğini inşa edecek sistemi oluşturmak ve korumaktır.

Ve artık aynı suyun içinde aynı yere kürek çekmek değil,

SUYUN AKIŞINI DEĞİŞTİRMEK GEREKİYOR.

Başka Bir Beşiktaş Mümkün.

Yeter ki Beşiktaş’ı kişilerin değil, sistemin yönettiği;

geçmişine saygılı ama geleceğe bakan;

geleneklerinden güç alan ama dünyaya entegre;

demokratik, katılımcı, şeffaf ve profesyonel

yeni nesil bir Beşiktaş yönetim modelini birlikte inşa edelim.

Çünkü mesele sadece bir yönetimi değiştirmek değil.

Mesele, Beşiktaş’ın yönetilme biçimini değiştirmektir.

Prof. Dr. Mehmet Burçin Pişkin

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız