Kadıköy'de Futbolu Unutturma Çabası
Beşiktaş, Kadıköy’de zorlu bir deplasmandan 2-1’lik galibiyetle dönerek şampiyonluk yarışındaki ciddiyetini bir kez daha kanıtladı. Ancak ne yazık ki, maçın ardından konuşulanlar sahadaki futboldan çok, saha dışına çekilmeye çalışılan suni gündemlerden ibaret kaldı.
Eğer gerçekten futbol konuşmak istiyorsak, gelin biraz istatistiklere ve sahada oynanan oyuna bakalım. Fenerbahçe'nin gol beklentisi (xG) ile Beşiktaş'ın gol beklentisi arasındaki farka, topla oynama oranlarına veya maçın kahramanı Ederson'un performansına kaç kişi dikkat etti? Beşiktaş'ın özellikle son 30 dakikada, Fenerbahçe'ye adeta top göstermediği, fiziksel ve taktiksel olarak rakibine nasıl üstünlük kurduğu nedense görmezden geliniyor. Rıdvan'ın sürekli ceza sahası içine koşular yapmasının bir taktik mi yoksa rakibin zaafı mı olduğunu analiz etmek yerine, işin magazin boyutunda boğuluyoruz.
Gelelim şu günlerdir ülke gündemini meşgul eden Vlahovic meselesine... Sırp basınına göre Vlahovic'in yaptığı hareket, kendi kültürlerinde 'korkaksın' anlamına gelen bir argo ifade. Peki, Vlahovic bu noktaya nasıl geldi? Maçın başından sonuna kadar Skriniar tarafından sistematik olarak tahrik edilen bir oyuncudan bahsediyoruz. Boğaz sıkmalar, topsuz alanda atılan dirsekler, tokatlar... Skriniar'ın bu maçta en az iki kez kırmızı kart görmesi gerekirken, hakemlerin bu sertliğe müsamaha göstermesi hiç konuşulmuyor. İngilizce küfür eden Arshi Brown'ın hakemin gözü önündeki ihlali duyulmazken, tüm faturanın Vlahovic'e kesilmesi hangi adalet anlayışına sığıyor?
"Ülkemizde başka takımların oyuncuları benzer ihlaller yaptığında, taraftarlar sahaya inip futbolcuya uçan tekme attığında veya oyuncular rakip tribünleri tahrik ettiğinde susanlar; konu Beşiktaş olunca aniden ahlak bekçisi kesiliyor."
Açıkça görülüyor ki, ortada organize bir 'Beşiktaş'ı aşağı çekme' çabası var. Kadıköy'deki mağlubiyeti sindiremeyenler, "Fenerbahçe zaten kendi gibi oynamadı", "Beşiktaş'ın kadrosu yetersiz", "Vlahovic kronik sakat" gibi bahanelerle bu değerli galibiyeti gölgelemeye çalışıyorlardı. Ancak sahaya çıkan o "sakat" denilen adam, çıkıp kritik gollerini atınca oyunun rengi değişti. Şimdi de ceza kurulları üzerinden Beşiktaş'ı eksiltmenin hesapları yapılıyor.
Şu gerçeği herkesin görmesi gerekiyor: Beşiktaş, genç ve kaliteli kadrosuyla, zeki teknik direktörüyle bu ligin sonuna kadar en ciddi şampiyonluk adaylarından biridir. Şu an lider Galatasaray ile arasındaki puan farkı sadece 1 iken, Fenerbahçe'nin zirveyle puan farkı 4'e çıkmış durumda. Fenerbahçelilerin şampiyonluk yarışında asıl rakipleri olarak Galatasaray'ı görüp Beşiktaş'ı ciddiye almamaları büyük bir yanılgıydı; Kadıköy'de alınan bu mağlubiyetle sanırım bu yanılgının farkına varmışlardır.
Voleybol milli takımımızın başarılarını bile saçma sapan argümanlarla kirletmeye çalışan bir zihniyetin, futbolda böylesine temiz bir galibiyeti takdir etmesini elbette beklemiyoruz. Ancak ne algı operasyonları ne de çifte standartlı hakem yönetimleri sahadaki gerçeği değiştiremez. Beşiktaş top oynuyor, Beşiktaş kazanıyor ve bu yarışın sonuna kadar içinde olacak.