Kadıköy’de geçmiş yıllardaki maçlara göre Fenerbahçe’yi beklediğimden çok daha dirençli buldum. İlk yarı oldukça dengeli bir oyun olurken, Fenerbahçe çok daha arzulu ama Beşiktaş daha akıllıydı. Yenilen gol ise topun düştüğü yer ve sekmesiyle yaşanan karambol sonucu tamamen şans diyebiliriz; zaten Beşiktaş zaman zaman baskı yer gibi görünse de, yine önceki maçlardaki gibi neredeyse rakibine net gol şansı vermedi, Nübel’in forması yine tertemizdi. Atılan golde Rıdvan hayatının şutunu çekmiş olsa da, Trossard’ın pası Arsenal formasıyla gözümüzde canlandırdığımız Beşiktaş’taki ilk anıydı.
Çorum maçının getirdiği özgüven özellikle ikinci yarıda etkisini gösterdi ve Beşiktaş yine son derece sakin bir oyun ve tempoyla maçın kontrolünü tamamen eline aldı, oyunu da maçı da ikinci yarıda kazandı. Italiano’nun maçla ilgili birçok ince dokunuşu da galibiyette önemli rol oynadı. Bunlardan biri de neredeyse her maç rakip ceza sahasında oynayan Murillo’yu bu sefer bu rolde görmememizdi; aksine ilk yarı Rıdvan (ki gol de bu şekilde geldi), ikinci yarıda da Ouattara ile sol taraftan bu aksiyonları gerçekleştirmesiydi.
Vlahovic bu sefer 2 gol atarken, biri hiçbir ciddi ligde çalınmayacak, Türkiye Süper Ligi standartlarında bir faulle güme gitti. Salih’in Kerem’e olan müdahalesinde faul olup olmadığı tartışmaya açık olsa da pozisyon kesinlikle ceza sahası dışındaydı. Yani hakem şaşırtıcı bir şekilde "niyetli" bir şekilde maçı yönetmedi, çapı kadar yönetti; bu durumda sonuç Beşiktaş lehine oldu.
Olaitan yine çıktığı ana kadar çok etkili oynadı, bu şekilde devam ederse Beşiktaş için bu sezonun en önemli "iç transferi" olacağı kesin. Salih yine bildiğimiz gibiyken, Orkun asisti ve oyun aklıyla —zaman zaman ve özellikle maçın son 15 dakikasında yaptığı top kayıplarını yorgunluğuna verirsek— vazgeçilmezliğini sürdürmeye devam etti. Trossard ise bence Beşiktaş adına maçın en iyi ismiydi; fiziksel olarak toparlanmayı sürdürdükçe etkisinin de bununla orantılı olarak artacağının sinyallerini en güzel şekilde verdi.
Ouattara’yı yapılan transferlerdeki en çok eleştirilen isim olması sebebiyle sona sakladım. Bence girdikten sonra, Sir Önder Özen’in yine yanılmadığını gösteren harika ve umut verici bir futbol sergiledi. Maçın kırılma anı ise muhtemelen herkesin gözden kaçırdığı, yapılan ortada Muriqi’den önce kademeye girerek kafayı vurduğu ve maçın 2-1’e gelmesini önlediği andı.