ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?
Avrupa Ligi'nde sert bir kura çeken Beşiktaş'ta fikstür zorluğu taraftar ve takımda gerginlik yaratmış durumda. Lig, Avrupa ve Türkiye Kupası'nda aynı anda yarışacak olan Beşiktaş, henüz kadro yapılanması tam olarak tamamlayabilmiş değil.
Miretti ve Poku transferleri ile gücüne güç katan takımda hâlâ sol stoper ve on numara oynayabilecek bir orta saha transferi bekleniyor. Özellikle savunma hattına eklenmesi şart olan bir transfer ihtiyacı gözlere ciddi biçimde çarpıyor.
Kıymetli okurlarım, kilit açan bir on numara ve oyunu geriden de kurabilecek bir sol stoper gelmeksizin sürece devam edersek açıkçası takımın çok uzun dayanabileceğini düşünmüyorum. Transfer dönemini böylesine başarılı ve iyi geçirerek başlatmışken bu işi tamamlamamak gibi bir hataya düşersek korkarım sonumuz geçtiğimiz senelerden çok da farklı olmaz.
Kale rotasyonu, sağ ve sol bekler, 6-8 numara pozisyonları, santrafor hattı ve her iki kanat pozisyonlarında yeterli takviyelerin yapıldığını düşünürsek eklenecek son iki hamlenin bu işi çok güzel taçlandıracağı kanaatindeyim.
Öte yandan bu yıl gerçekçi hedefler konulması kanaatinde olduğumu aylar öncesinde de söylemiştim. Kıymetli okurlarım, şampiyon olmak için şampiyonluk yarışına düzenli bir katılım gerekir. Üst sıraların kültürüne alışık olmak gerekir. Ne yazık ki son dört beş sezonda bu kimliği kaybeden Beşiktaş'ın öncelikle bu kimliği kazanması gerekmektedir. Dolayısıyla "şampiyonluk tek hedeftir" düşüncesinden çıkıp hem ligde hem de Avrupa'da olunabilecek en iyi noktada sezonun istikrarlı biçimde tamamlanması gerekmektedir.
Ben şahsi olarak Avrupa'da oynanacak bir çeyrek/yarı final karşılaşmasını lig şampiyonluğuna tercih ederim. Hem maddi hem de kimliksel açıdan orada var olmak Türkiye liginde var olmaktan çok daha prestijlidir.
Ligde en azından ilk üçün içerisinde olmak ve Nisan ayına kadar yarışın içinde kalmak oldukça kritik bir başarı olacaktır. O döneme kadar dayanabilmek demek, o dönemden sonrasının da gelme ihtimali demektir. Kara görünüyor demektir.
Son olarak da Avrupa'da çekilen zor kuranın kimsenin gözünü korkutmaması gerektiğini düşünüyorum. Büyükler masasında oturmadan büyük olunmaz. Büyük takımlarla oynamak demek büyük oynamaya alışmak demektir. Bu karşılaşmaların Avrupa'da adı duyulmamış takımlarla oynamaktan çok daha kıymetli olduğu ve daha büyük motivasyonlar yaratacağı aşikardır. Beşiktaş yeter ki başarabileceğine inansın. O kuradan kazasız belasız çıkıp Avrupa'da yoluna devam edecektir.
Unutulmamalıdır ki büyük zaferler ancak ve ancak inanarak kazanılır