Plajdan Premier League'e Sponge Bob: Filip Jörgensen
Plajdan Premier Lig’e Uzanan Bir Masal Filip Jörgensen’in hikayesi, futbol romantiklerini mest edecek türden. Babası Danimarkalı, kendisi İsveç doğumlu bu genç adam, henüz 12 yaşındayken ailesiyle Mallorca’ya tatile gidiyor. Siz biz tatilde şezlong kavgası yaparken, bu çocuk plajda oradan oraya uçuyor, kurtarışlar yapıyor. O sırada Mallorca’nın bir yetkilisi bu "uçan çocuğu" görüyor ve babasına gidip "Bu çocukta iş var, burada kalın" diyor. Babası ne yapıyor dersiniz? "Madem istiyorsunuz, o zaman buradan bir yazlık alalım, yerleşelim" diyor. İşte 24,5 milyon Euro’luk Chelsea transferinin tohumları o tatilde atılıyor,.
Neden "Sünger Bob"? Villarreal taraftarı ona neden "Sünger Bob" diyor biliyor musunuz? Çünkü o bir sünger gibi; bütün topları üzerine çekiyor ve emiyor. Geçtiğimiz sezon Villarreal savunması "İsviçre peyniri" gibi delik deşikken, Jörgensen kalesinde tam 63 gol gördü. "Eyvah" dediğinizi duyar gibiyim ama durun. O sezon La Liga’da kalesine en çok şut gelen ve en çok kurtarış yapan kaleci de o oldu. Taraftarlar açıkça söylüyor: "Filip olmasaydı 15. sırada değil, küme düşmüş olurduk".
Teknik Bakış: Kedi Refleksleri ve Oyun Kurucu Ayaklar Sahadaki Jörgensen’e baktığımızda karşımıza tam bir "çizgi kalecisi" çıkıyor. Refleksleri kedi gibi, çizgideki kurtarışları muazzam. Ancak asıl fark yarattığı yer ayakları. Chelsea taraftarları, "Jörgensen’in pasları bizim orta sahadan daha iyi, adrese teslim atıyor" diyerek onu övüyor. Stoperlerin arasına girip üçüncü bir oyun kurucu gibi davranabiliyor, ki bu Mert Günok’un yaptığı ama Ersin’in pek girmediği bir top.
Ancak her güzelin bir kusuru var. Jörgensen, savunmayı bağırıp çağırarak yöneten o "deli" lider kalecilerden değil; daha soğuk, daha sessiz. En büyük eksisi ise hava topları. Yan toplarda kalesini terk etmeyi pek sevmiyor, bu da Premier Lig’de Chelsea’de formayı hemen kapamamasının sebeplerinden biri olabilir.
Beşiktaş İçin Mantıklı mı?
İşin duygusal kısmını bir kenara bırakıp matematiğine gelelim. Chelsea bu adama 24,5 milyon Euro yatırım yapmış ve 7 yıllık sözleşme imzalamış,. Beşiktaş’ın şu anki ekonomik yapısında, sadece bir tam sezon parlamış bir kaleciye 15-20 milyon Euro bonservis ödemesi hayalcilik olur. Eğer paramız varsa, bunu kaleciden ziyade daha acil ihtiyaç olan 8 numaraya veya sol beke harcamalıyız.
Ancak... Eğer 1,5 yıllık bir kiralama formülü masadaysa, işte o zaman işin rengi değişir. Yarım sezonluk kiralama ne bize ne Chelsea’ye yarar, ama uzun vadeli bir kiralama Beşiktaş kalesi için müthiş bir hamle olabilir.
Verilere baktığımızda, Beşiktaş’ın yediği gol beklentisi (xG) ile Jörgensen’in kurtarış istatistikleri karşılaştırıldığında, Jörgensen'in Ersin'e göre çok daha fazla "gol olan topu çıkardığını" görüyoruz. Yani kalede o varken rakibin gol atması için çok daha fazla çabalaması gerekiyor.
Son olarak Filip Jörgensen, tavanı çok yüksek, potansiyeli tartışılmaz bir kaleci. Ancak büyük takım kalesi korumak, sürekli şut gelen Anadolu takımı kalesi korumaya benzemez; az top gelir, onu da tutmanız gerekir. Jörgensen bu sınavı Chelsea'deki kupa maçlarında başarıyla verdi.
Beşiktaş yönetimi eğer "kiralık satın alma opsiyonlu" gibi bir mali formül bulursa, bu "Viking" İstanbul'da yeni bir destan yazabilir. Ama bonservis pazarlığına girilecekse, cüzdanı o kadar açmadan önce iki kere düşünmek gerek.