Transfer sadece oyuncu almak değildir, beklentiyi yönetmektir.
Transfer sadece oyuncu almak değildir, beklentiyi yönetmektir. Beşiktaş’ın en büyük transfer eksiği şu an iletişimdir.
Önce hakkı teslim edelim…
Leandro Trossard transferi sıradan bir transfer değildir. Premier Lig şampiyonu olmuş, yıllarca dünyanın en üst seviyesinde oynamış bir futbolcuyu Beşiktaş formasıyla buluşturmak ciddi bir başarıdır. Aynı şekilde Önder Özen tercihi, Vincenzo Italiano hamlesi, Salih Özcan transferi; geçen sezon ise Orkun Kökçü ve Hyeon-gyu Oh gibi isimlerin takıma kazandırılması da doğru futbol aklının ürünüdür.
Doğru yapılan işi alkışlamak da Beşiktaşlılığın gereğidir.
Ama…
Modern futbol sadece transfer yapmak değildir.
Modern futbol, beklentiyi yönetebilmektir.
İşte tam da burada yönetim büyük bir iletişim hatası yaptı.
Trossard’ın imza töreninde tribünler “Salah” diye bağırırken verilmesi gereken cevap çok basitti:
“Bugün Premier Lig şampiyonu bir futbolcuyu Beşiktaş’a kazandırdık. Bugünün tadını çıkaralım. Diğer transfer süreçleri zamanı gelince konuşulur.”
Bu kadar…
Ne eksik ne fazla…
Bunun yerine edilen tek bir tebessüm milyonlarca Beşiktaşlıya “Salah geliyor” mesajı olarak yansıdı.
Belki amaç bu değildi.
Ama algı tam olarak buydu.
Ve futbolda gerçek bazen yaşanan değil, yönetemediğiniz algıdır.
Bugün o tezahüratın üzerinden haftalar geçti.
Salah yok…
Sağ kanat yok…
Önder Özen’in “masadan kalktık” açıklamasının üzerinden günler geçti.
Peki B planı nerede?
C planı nerede?
Yoksa gerçekten koskoca Beşiktaş’ın sağ kanat planı tek bir oyuncunun üzerine mi kurulmuştu?
İşte taraftarın sorguladığı nokta tam da budur.
Çünkü büyük kulüpler transfer kaybetmez demiyorum…
Büyük kulüpler, transfer kaybettiklerinde vakit kaybetmez.
Bir oyuncu olmaz.
İkincisi olur.
Olmazsa üçüncüsü…
Ama süreç asla durmaz.
Beşiktaş bugün hâlâ sağ kanat bekliyorsa burada sorun yalnızca transfer değildir.
Sorun süreç yönetimidir.
⸻
Bir başka konu ise sosyal medya…
Bugün forma fiyatı 6 bin TL seviyesine ulaşmış durumda.
Ekonomik şartlar ortada.
Birçok taraftar sezon boyunca ancak tek forma alabiliyor.
Trossard transferine rağmen binlerce insan Salah beklentisi nedeniyle formasını bekletti.
Bu çok normal.
Normal olmayan ise yönetime yakın olduğu izlenimi veren bazı sosyal medya hesaplarının taraftarı hedef almasıdır.
“Trossard geldi, forma almıyorsunuz.”
Hayır…
Taraftar suçlu değil.
Beklentiyi yanlış yöneten iletişim suçludur.
Taraftarı aşağılayan, küçümseyen veya hedef gösteren troll hesaplar Beşiktaş’a hizmet etmiyor.
Tam tersine yönetimin itibarına zarar veriyor.
Yönetimin bu konuda sessiz kalması ise bu dili dolaylı olarak meşrulaştırıyor.
Beşiktaş trollerle yönetilemez.
Beşiktaş; akılla, liyakatle, doğru networklerle, bilimsel planlamayla ve profesyonel iletişimle yönetilir.
⸻
Bütün bunlara rağmen umutsuz değilim.
Çünkü yapılan doğru işler yanlışlardan daha fazla.
Ama eksikler de ortada.
Bu takımın hâlâ en az dört kritik transfere ihtiyacı var.
Sol stoper…
Merkez orta saha…
Sağ açık…
Santrfor…
Üstelik Avrupa’da yıllar sonra ilk kez önümüzde ciddi bir fırsat var.
Kura avantajlı.
UEFA Avrupa Ligi’ne katılım yolu açık.
Bu fırsatı değerlendirmek için transferleri Eylül’e bırakmak büyük hata olur.
Çünkü Avrupa’da başarı; isimlerle değil, birlikte oynamayı öğrenmiş takımlarla gelir.
⸻
Son sözüm ise Sayın Başkan’a…
Bugüne kadar attığınız birçok doğru adımı destekledim.
Bugün de destekliyorum.
Ancak unutmayın…
Beşiktaş taraftarı transferin gerçekleşmemesine kızmaz.
Beşiktaş taraftarı, kendisine yönetemeyeceğiniz bir hayalin satılmasına kızar.
Salah gelmeyebilir.
Buna kimse itiraz etmez.
Ama Salah olmazsa ertesi gün Cerny çıkar.
Cerny olmazsa başka biri çıkar.
Çünkü büyük kulüpler oyuncuların peşinden koşmaz.
Oyuncular, büyük kulüplerin projelerine gelir.
Şimdi yapılması gereken bellidir.
Doğru iletişim…
Hızlı karar…
Güçlü planlama…
Ve en önemlisi;
Beşiktaş’ın büyüklüğüne yakışan, A planı kadar güçlü B ve C planlarını da sahaya koyabilmektir.
Çünkü bugün konuşmamız gereken şey “Salah neden gelmedi?” değil;
“Beşiktaş neden hâlâ alternatifini sahaya koyamadı?”
Asıl soru budur.
Saygılarımla
Prof.Dr.Mehmet Burçin Pişkin