Beşiktaş için Türkiye kupası: avrupa'ya açılan hayati kapı ve teselli ikramiyesi
Beşiktaş camiası olarak son derece kritik ve bir o kadar da sancılı bir eşikten geçiyoruz. Gaziantep karşısında sergilenen oyun ve alınan riskler hepimizin malumu. Ancak içinde bulunduğumuz durum, eleştirileri bir süreliğine halının altına süpürmemizi, tamamen birlik ve beraberlik içinde Türkiye Kupası hedefine kilitlenmemizi zorunlu kılıyor.
Bu kupa bizim için neden bu kadar önemli? Her şeyden önce, satılmayan biletler ve yüksek fiyatlandırma politikası üzerinden yönetime yöneltilen haklı eleştiriler var. En ucuz biletin 2000 liradan başladığı bir ortamda, dar gelirli taraftarımızın böylesine kritik bir maçta stadyumda olmasını zorlaştırmak büyük bir hatadır. Taraftarımız son derece üzgün ve kızgın. Kötü, hatta rezil olarak nitelendirebileceğimiz bu sezonu kapatırken, o taraftara verilecek en iyi özür, bu kupayı müzemize getirmektir.
Türkiye Kupası sadece bir kupa değil, aynı zamanda Avrupa Ligi play-off turunun anahtarıdır. Play-off'tan elensek dahi Konferans Ligi gruplarını garanti altına almış olacağız. Bu da Avrupa yürüyüşümüzün en az ocak ayına kadar devam etmesi demektir. Avrupa demek, vitrin demektir, para demektir. Kupa şampiyonluğu sayesinde oynanacak minimum 8 Avrupa maçı ile kulübümüzün kasasına en az 10 milyon euro ve üzeri bir gelir girecektir. Ayrıca gelecek sezon yapılacak transferlerde elimiz çok daha güçlü olacaktır. Kaliteli oyuncular, rotasını belirlerken Avrupa kupalarında mücadele eden bir takıma gelmeyi öncelikli olarak tercih ederler.
İşin bir de takvim boyutu var. Kupayı aldığımızda, Avrupa'daki ilk maçımıza 20 Ağustos tarihinde çıkacağız. Ancak olası bir elenme durumunda, Konferans Ligi ön elemeleri nedeniyle 23 Temmuz tarihinde sahaya inmek zorunda kalacağız. Bu da yeni sezon kampını 20 veya 25 gün önceden açmak, tüm planlamayı altüst etmek anlamına gelir. Kupa, aynı zamanda Süper Kupa finaline çıkma biletidir.
Biz Beşiktaş'ız. Kupa bizim için her zaman bir teselli ikramiyesidir çünkü Beşiktaş'ın asıl hedefi, vizyonu ve kültürü daima lig şampiyonluğudur. Yıllardır kupa hasreti çeken bir Fenerbahçe değiliz. Son 10 yıla dönüp baktığımızda 3 şampiyonluğumuz, 3 üçüncülüğümüz ve 3 dördüncülüğümüz bulunuyor. Ancak şampiyon olamadığımız bu sezonda, taraftarımızı masallarla uyutmak yerine onlara gerçek bir kupa armağan etmek zorundayız.
Önümüzdeki Konyaspor maçı asla kolay olmayacak. İlhan Palut'un takım üzerindeki dokunuşlarını net bir şekilde görüyoruz; formda, tehlikeli ve özellikle Rizespor karşısında sergiledikleri dirençle dikkat çeken bir Konyaspor var. Ancak Tüpraş Stadyumu'nda, ateşli taraftarımızın önünde kapalı gişe oynayacağımız bu maçta, oyuncularımızın sahaya başka bir karakter koyacağına inanıyorum. Konyaspor'u eleyip, Antalya'da oynanacak finalde muhtemelen son haftalarda ciddi bir düşüş yaşayan Trabzonspor ile karşılaşacağız.
Tüm camianın kenetlenerek Antalya'daki o finalde kupayı kaldıracağına ve bu zorlu sezonu Beşiktaş'a yakışır bir sonla tamamlayacağına inancım tamdır.