Beşiktaş Haberleri
47,1657 %0.13
54,0076 %-0.04
6.084,96 % 1,05

Trossard Geldi, Şimdi Gaza Basma Zamanı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Trossard Geldi, Şimdi Gaza Basma Zamanı

 

Beşiktaş taraftarı uzun zamandır böyle bir günü bekliyordu.

Havalimanında gördüğümüz coşku, insanların gözlerindeki umut ve yediden yetmişe herkesin aynı isim etrafında kenetlenmesi bize bir gerçeği yeniden hatırlattı: Bu camianın gerçek gücü taraftarıdır. Beşiktaşlı inandığında yalnızca bir futbolcuyu karşılamaz; geleceğe dair umudunu, hayalini ve şampiyonluk özlemini karşılar.

Leandro Trossard transferi bu yüzden yalnızca önemli bir futbolcunun kadroya katılması değildir. Bu transfer, Beşiktaş'ın yeniden büyük hayaller kurmaya başladığının en somut göstergesidir.

Şampiyonlar Ligi finali görmüş, Premier League seviyesinde kendisini kanıtlamış bir futbolcuyu kadronuza kattığınızda beklentiler de doğal olarak yükselir. Çünkü taraftar artık sıradanlığı kabul etmiyor. "Belki tutar" düşüncesiyle yapılan, yüksek maliyetli ama düşük karşılıklı transferlerden bu kulüp fazlasıyla zarar gördü. Geçmişte yapılan hataların bedelini hâlâ ödemeye devam ediyoruz.

Bu nedenle Trossard gibi bir ismin makul bir maliyetle Beşiktaş formasını giymesi alkışı fazlasıyla hak ediyor. Doğruya doğru demek gerekir; yönetim bu transferde önemli bir başarıya imza atmıştır.

Ancak burada duramayız.

Geçmişte Orkun Kökçü transferi gerçekleştiğinde de benzer bir heyecan yaşamıştık. Fakat bir yıldızın yanına aynı kaliteyi taşıyacak parçaları koyamadığınızda sonuç değişmiyor. Futbol, tek bir oyuncunun omuzlarında taşınabilecek bir oyun değildir. Orkun'u transfer ettiğiniz hâlde sezonu dördüncü sırada tamamladıysanız bunun nedenlerini doğru okumak zorundasınız.

Bugün de aynı yanlışa düşmemeliyiz.

Trossard'ın gelişiyle kadronun bütün eksikleri bir anda ortadan kalkmadı. Bu takımın hâlâ üst düzey bir santrfora, kaliteli bir sağ kanada, güven veren bir stopere ve orta sahada oyunun seviyesini yukarı taşıyacak alternatiflere ihtiyacı var. Özellikle santrfor konusu artık ertelenebilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır.

Futbolun en eski gerçeklerinden biri şudur: "Tutanın da atanın da iyi olacak."

Kalede önemli bir yatırım yapıldı. Hücum hattına Trossard gibi değerli bir yıldız eklendi. Şimdi sıra, topu ağlarla buluşturacak, rakip savunmaları sürekli tehdit edecek ve sezon boyunca gol yükünü sırtlayacak üst düzey bir santrforu kadroya katmakta.

Üstelik bu yalnızca santrforun atacağı gollerle ilgili değil.

Trossard'ın gerçek potansiyelini gösterebilmesi için de güçlü bir santrfora ihtiyaç var. Rakip savunmanın bütün dikkatini üzerine çekecek bir golcü olduğunda Trossard daha fazla boş alan bulacak, Orkun'un pasları daha fazla değer kazanacak, kanatlar ve orta saha daha üretken hâle gelecektir.

Yani alınacak santrfor yalnızca gol atmayacak; takımın diğer yıldızlarını da parlatacaktır.

Hazırlık maçlarında ortaya çıkan görüntü nedeniyle karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Yeni teknik direktörün sistemi, yoğun kamp temposu ve eksik oyuncular göz önüne alındığında zamana ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor. Takımın birkaç hafta içinde kusursuz işleyen bir makineye dönüşmesini beklemek gerçekçi olmaz.

Ancak hazırlık maçlarını tamamen önemsiz görmek de doğru değildir.

Bu karşılaşmalar bize kadronun hangi bölgelerde yetersiz kaldığını gösteren önemli bir aynadır. Teknik direktörün elindeki oyuncu kalitesi belirli bir seviyenin altında kaldığında, hocadan mucize beklemek haksızlık olur. Sistem elbette önemlidir; fakat o sistemi hayata geçirecek oyuncu kalitesi çok daha belirleyicidir.

Vincenzo Italiano'nun eline güçlü bir kadro vermek zorundayız.

Yönetim açısından ise mazeret dönemi artık geride kalmıştır. "Yeni geldik", "enkaz devraldık" ya da "yeterince zaman bulamadık" gibi gerekçeler bu saatten sonra taraftarı ikna etmez. Yönetim üçüncü transfer dönemini yaşıyor ve takımın ihtiyaçlarını herkesten daha iyi biliyor.

Üstelik yapılan doğru hamleler, bunun başarılabileceğini de gösteriyor.

Önder Özen'in futbol aklıyla birlikte daha planlı, daha nokta atışı ve mali disiplini gözeten bir transfer anlayışının oluşmaya başladığı görülüyor. Beşiktaş'ın ihtiyacı da tam olarak budur. İsim olsun diye oyuncu alınmamalı; sistemin ihtiyacına cevap verecek doğru oyuncular tercih edilmelidir.

Taraftarın yaptığı eleştiriler düşmanlık değildir. Beşiktaşlı, kulübünün harcadığı parayı, futbolcunun maaşını ve sözleşmesinin şartlarını elbette sorgulayacaktır. Çünkü geçmişte yapılan yanlış sözleşmelerin bedelini yöneticiler değil, Beşiktaş ödedi.

Bizim ölçümüz kişiler değildir.

Kim doğru yaparsa alkışlarız, kim yanlış yaparsa eleştiririz. Çünkü bizim yörüngemizde yalnızca Beşiktaş vardır. Yönetimi eleştirdiğimiz günlerde de Beşiktaş'ın yanındaydık; bugün Trossard transferini alkışlarken de yine Beşiktaş'ın yanındayız.

Bugün havalimanında ortaya çıkan manzara, bu camianın ne kadar büyük bir enerjiye sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Taraftar yeniden inanmak istiyor. Yüzler gülüyor, çocuklar heyecanlanıyor, insanlar gelecek transferleri konuşuyor.

Bu inancı boşa çıkarmamak artık yönetimin en önemli sorumluluğudur.

Trossard transferi çok değerli bir başlangıçtır; ancak asla final değildir. Beşiktaş şimdi frene basmamalı, tam tersine gaza basmalıdır. Başta üst düzey bir santrfor olmak üzere kadronun temel eksikleri vakit kaybedilmeden tamamlanmalıdır.

Çünkü zaman, doğru kullanıldığında en büyük dosttur; kaçırıldığında ise en acımasız rakibe dönüşür.

Yıllar sonra Trossard'ın Beşiktaş'a imza attığı günü, büyük bir şampiyonluk hikâyesinin ilk satırı olarak hatırlamak istiyoruz. "Biz o gün oradaydık." diyebilmek için bugün yaşanan heyecanın yarın sahaya, gollere ve kupalara dönüşmesi gerekiyor.

Trossard geldi.

Şimdi sıra, Beşiktaş'ı yeniden ayağa kaldıracak o büyük hikâyenin kalan sayfalarını yazmakta.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız