ŞERDE HAYIR, SİSTEME HAYIR!
Maç başlangıcında Murillo ya da Djalo değil ama Olaitan’ın rotasyona girmesinin takımın oyununu oldukça etkileyeceğini düşünüyordum ki bunda da fazla yanılmış olmadım. Yokluğunda, son haftalarda kattığı birçok ekstradan önce, müthiş enerji ve tempo eksikliği hemen dikkat çekti. Ndidi sırıtmasa da hem oyuna hem de takıma kattığı enerji yok denecek kadar azdı. Umarım beklenen teklif gelir ve rotasyonda tutulmak zorunda kalınan bir oyuncu olmaz. Çünkü bu hâliyle ne Olaitan’ın ne de Salih’in alternatifi olamayacağını bir kez daha görmüş olduk. Taylan ise son maçın aksine, Ndidi ile birlikte ilk devrenin Beşiktaş adına en etkisiz ve silik kalan ismiydi.
İlk yarıda oyun ise son iki maça göre tempo ve sürat anlamında eksik kalsa da Beşiktaş yine büyük oranda topa hakim olan ve oyunu rakip sahada oynayan taraftı. Kalesinde birkaç kontra denemesi olsa da Nübel yine yere yatmadı. Hocanın ilk yarıda oyunu sağdan kurup sola diyagonal paslar istediği çok barizdi. Ancak ilerleyen dakikalarda bunun da muhtemel rotasyon tercihleri, sıcak-nem kombinasyonu ve olası yorgunluğun etkisiyle kaybolmasını normal karşılamak gerekti.
Bu arada bir parantez de Emirhan’a açmak lazım. Italiano sonrası oyununu en çok geliştiren oyuncu Olaitan ise ikinci sıraya da Emirhan’ı koymak ve hakkını vermek lazım. Evet, hala elit bir stoper seviyesinde değil ve muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak. Ancak bu sezon oynanan tüm maçlarda ortaya koyduğu hırs, mücadele ve enerjinin yanı sıra yaptığı birçok kritik müdahaleyle, bence Nübel’den de önce Beşiktaş’ın bugüne kadar gol yememesindeki bir numaralı isimdi.
İkinci yarının başlarında etkili ataklar bulunsa da Alanyaspor’un oyuna daha fazla ortak olduğunu ve çok net bir fırsatta Taylan’ın, ne olursa olsun Almanya altyapısının faydasıyla doğru pozisyon alarak muhtemel bir golü çıkardığını gördük. Ancak bu pozisyon, 60. dakikadan sonra neredeyse adım atmakta zorlanan, hiç oyun kuramayan ve kendi yarı sahasından çıkmakta zorlanan Beşiktaş’ın yiyeceği golün habercisi gibiydi. Golün geldiği kornerde ise adam paylaşımı ve pozisyon alma evlere şenlikti.
Orkun’un özellikle son üç maçtaki durgunluğu muhtemel bir yorgunluktan kaynaklansa da, bu durum, son maçlarda oyuna katkısının gittikçe azaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Trossard’ın hâlâ fiziksel olarak hazır olmadığı gerçeği bir yana, kimsenin söylemediğini sezon başından beri söylemekte fayda var. Trossard çok kaliteli bir ayak ve özellikle çok iyi bir takım oyuncusu; ancak bizde çok ucuza dağıtılan “yıldız” payesinin tam karşılığı değil. Olaitan ve Salih’in olmadığı anlardaki Ndidi performansını da tüm bunlarla birleştirirsek, orta sahaya genç de olsa net bir 6, temposunun yanında skora da katkı verebilecek bir 8, ve en önemlisi sağ kanada bire birde etkili ve yine skorer bir transfer gelmeden, zaman zaman bu tip deplasmanlardaki oyun ve skorlar kaçınılmaz olacaktır.
Bu ligin yeterince konuşulmayan ama çok önemli saha dışı gerçeğine de gelirsek; daha 15 dakika dolmadan hem Ndidi’nin hem Oh’un basmadan görmesi gereken sarı kartların hem orta hem de yan hakemler tarafından atlanması, daha da faciası Trossard’a savrulan tokatta VAR’ın devreye girmemesi, Türk hakemliğinde değişen hiçbir şey olmadığını; ilk hafta puan kaybetti diye yapılanların hiç konuşulmadığı malum takımın maçıyla birlikte hemen hatırlattı.
Oh’un attığı ve iptal edilen golü ile Vlahovic’in hem formasından çekilerek hem de çelmeyle ceza sahasında indirildiği pozisyonda verilmeyen penaltı, aceleyle oyunu devam ettiren hakemin yanında VAR’ın yine görevini yaptığı Beşiktaş maçlarında hiç değişmeyen komedi filminin bu sezonki fragmanıydı. Çeyrek asırdan fazladır devam eden ve bir türlü final yapamayan diziler gibi, Beşiktaş şampiyon olacaksa ya rakiplerinin çok kötü durumda olması ya da Beşiktaş’ın oyun ve/veya kadro olarak onların çok çok üzerinde olması, tahkimini, federasyonunu, hakemlerini de yenmesi gerektiği gerçeğini konuşmadan ve bunu kökten değiştirmeden, oyuna dair tüm ulemanın saatlerce yaptığı analiz ve yorumların yine fazla bir anlamı, bu ülkenin bir futbol gerçekliği, başarısı ya da başarısızlığı da olmayacak.
Bu arada bu maçta Beşiktaş’ın giydiği formaların imzalanıp Kartal Yuvaları’nda satışa çıkarılması en akıllıca hareket olacaktır. Çünkü stoperinden forvetine en az ikişer beden genişlediler; bir daha kullanılması mümkün olmayacak.