Avrupa Kartalı
Maç başında beklediğimiz Hoffenheim ön alan baskısı neredeyse topla çıkmayı imkânsız hâle getirirken, Beşiktaş bu baskıyı Trossard ve ters kanada gönderdiği uzun toplarla aşmaya çalıştı. Direkten dönen topla sıkıntılı süreci atlattıktan sonra ilk yarının ilk çeyreğinin ardından dengeyi kuran siyah-beyazlılar, oyuna ortak oldu. Her ne kadar pozisyon zenginliği ve güçlü hücum aksiyonları olmasa da mücadele gücü ve oyun arzusuyla rakibiyle başa baş bir oyun sergilemeyi başardı.
Özellikle ilk yarıda oyun kurulumuna yaptığı katkı ve yaşının üzerinde sergilediği sakinlikle Ouattara, kritik müdahaleleriyle de Emirhan, Beşiktaş adına en fazla öne çıkan isimler oldu. Maç kadrosu açıklandığında kafalarda soru işareti yaratan Ndidi ise Salih'in yokluğunu kesinlikle aratmadı. Sağ kanatta Cerny'yi aratmayan İlhan'ın potansiyelini kimse yadsıyamaz. Henüz Beşiktaş'ın kanat oyuncusu seviyesinde olmasa da belirli maçlar ve zaman dilimleri için kesinlikle iyi bir alternatif.
İlk yarıda skor bulamamasının en önemli nedeni kaliteli ayak eksikliği olan Hoffenheim, ikinci yarının başlamasıyla üzerine kâbus gibi çöken bir Beşiktaş buldu ve maç bambaşka bir senaryoya sahne oldu. Italiano'nun daha önce birçok maçta gördüğümüz gibi, ilk yarının ardından rakibi ve oyununu çözüp ikinci yarıda yaptığı taktiksel ve mental müdahaleler, karşılaşmayı yine Beşiktaş'ın lehine çevirdi. Bence bu, hocanın bütün olumlu özellikleri arasında en önemlisi.
Muhtemelen tedbir amaçlı oyundan çıkan Orkun'un yaratıcılığına sahip olmasa da oyunun hem ofansif hem de defansif yönüne daha dengeli katkı sağlayan Miretti; her ne kadar topa vurmayı unutmuş gibi görünse de özellikle ikinci golde ceza sahasının sol köşesinde baskı altındayken çıkardığı topla ve maç genelinde, Orkun'un yokluğunda takımın tek oyun aklı olarak kalan Trossard; ikinci yarının kısa bir bölümünde yine sallansa da büyük bölümünde adeta adam yiyen Agbadou, Beşiktaş'ın galibiyetinde önemli katkı sağlayan diğer isimlerdi.
Ön planda ise topa durduğu yerde, hemen her pozisyonda vurma alışkanlığına rağmen attığı iki golle maçın yıldızı olan Oh vardı. Özellikle Vlahovic gibi bir ismin yokluğunda bu performans çok değerliydi.
Ancak benim için maçın yıldızları; perdeyi açarak moral ve skor üstünlüğünü başlatan, ikinci golde de İlhan'ın asist yaparak günü kurtarmasını sağlayan enfes kilit pası atan Murillo ile hem ilk hem de ikinci yarıda genç yaşına rağmen müthiş bir oyun olgunluğu sergileyen, fiziksel ve teknik katkısıyla dikkat çeken Ouattara oldu.
Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde yoluna devam etme hedefi doğrultusunda büyük rahatlık sağlayan bu galibiyetle Almanya'dan mutlu ayrıldı ve zorlu periyodun bence en kritik ayağına geldi.
Şimdi sırada Trabzonspor maçı var. Bu galibiyetin ardından artık Crystal Palace karşılaşmasını düşünmeden, varını yoğunu ortaya koyarak bu zorlu deplasmandan puan ya da puanlarla ayrılacak bir Beşiktaş, en zorlu eşiği aşmış olacak. Bu ivmeyle her iki kulvarda da yoluna güçlü bir mesaj vererek devam edecektir.
Şen ola Kartal!