Orkun Kökçü Beşiktaş’ın kırmızı çizgisidir
Beşiktaş camiasında son dönemde sıkça konuşulan bir konu var: Genç ve yetenekli oyuncularımızın yüksek bonservis bedelleriyle Avrupa’ya transferi. Orkun Kökçü gibi isimlerin 50-60 milyon Euro bandında telaffuz edilmesi futbol piyasası için gurur verici bir tablo. Ancak Beşiktaş yönetimi ve camiası olarak artık şu noktada durup bir düşünmemiz gerekiyor: Bizim önceliğimiz kasa doldurmak mı, yoksa şampiyonluk kupasını müzemize taşımak mı?
Futbol sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda bir "doku" ve uyum meselesidir. Ezeli rakibimiz Galatasaray’ın Muslera örneğinde olduğu gibi; bir oyuncuyu 15 yıl boyunca takımın omurgası yapmak, uzun vadeli başarının en somut örneğidir. Muhtemelen geçmişte Muslera için çok cazip teklifler gelmiştir ancak onlar satmayı değil, istikrarı tercih ettiler.
Bizim geçmişteki tecrübelerimiz ise biraz daha farklı gelişti. Hatırlayın; kalemizde güven veren ve Beşiktaş kimyasıyla tam uyum sağlayan Fabri’yi, gelen ilk ciddi teklifte yolcu ettik. Keza Marcelo gibi, Beşiktaş tarihinin en değerli stoperlerinden biri olan, ailesiyle birlikte burayı evi gibi benimsemiş bir ismi, 7.5 milyon Euro gibi rakamlar için Lyon’a gönderdik.
Artık Yeni Bir Vizyona İhtiyacımız Var
"Yüksek bir rakam gördüğümüzde hemen vedalaşalım" mantığının artık geride kalması gerektiğine inanıyorum. Takımın başarısı için en önemli unsur, camia ile dokusu uyuşan oyuncuları kadroda tutabilmektir. Dünyanın en pahalı oyuncusunu getirseniz bile, o kimya tutmadığında saha içi katkı gelmeyebiliyor. Tıpkı Fenerbahçe’nin büyük beklentilerle aldığı Mesut Özil örneğinde olduğu gibi; kariyerine ve yeteneğine kimsenin söz söyleyemeyeceği bir dünya yıldızı bile bazen takıma beklenen ivmeyi kazandıramayabiliyor.
Bugün kadromuzda Milot Rashica gibi, Semih Kılıçsoy gibi bu formanın ağırlığını bilen ve taraftarla bağ kuran isimler var. Geçmişte Semih gibi genç yeteneklerin yüksek bedellerle satılması gerektiğini düşünenlerden biriydim, ancak bugün geldiğimiz noktada yanıldığımı görüyorum. Beşiktaş, eğer zirveye oynamak istiyorsa, saha içinde fark yaratan ve kulüple bütünleşen isimleri kolay kolay bırakmamalıdır.
Elbette takıma uyum sağlayamayan veya beklentilerin altında kalan isimlerle yolları ayırmak profesyonel futbolun bir gereğidir. Ancak şampiyonluk hedefleyen bir Beşiktaş, ruhunu sahaya yansıtan oyuncularını sadece ekonomik gerekçelerle feda etmemeli.
Çünkü büyük kulüpler sadece sattıkları oyuncularla değil, müzesine götürdüğü kupalarla ve koruduğu o eşsiz takıma aidiyet duygusuyla anılırlar.