Beşiktaş hem sahada hem masada yok
Beşiktaş camiası olarak bizler, sahada terinin son damlasına kadar savaşan, formanın ağırlığını bilen ve armaya yakışır bir duruş sergileyen oyuncular görmeye alışkınız. Ancak son dönemde sahaya sürülen bazı isimler, bırakın bu formayı terletmeyi, Beşiktaş'ın seviyesini adeta aşağı çekiyor. TGRT Haber ekranlarında Bülent Uslu'nun da haklı bir isyanla, kelimesi kelimesine dile getirdiği gibi; takımda net bir "sınıf düşme" problemi yaşanıyor.
Eagle Media olarak, bu vahim tabloyu ve teknik heyetin akıl almaz tercihlerini Beşiktaş taraftarının dikkatine sunuyoruz.
Öncelikle, yaşadığı kafa travması şüphesiyle hastaneye kaldırılan Murillo'ya geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Sporcu sağlığı her şeyden önemlidir. Ancak Murillo'nun sahadan çıkmasıyla başlayan süreç, Beşiktaş'ın kadro mühendisliğindeki devasa defoları da gün yüzüne çıkardı.
Sağ Bekte Yaşanan "Kara Kış"
İlk yarıda Murillo ile adeta "baharı" yaşayan sağ kanadımız, ikinci yarıda Gökhan Sazdağı'nın oyuna girmesiyle tam anlamıyla "kara kışı" gördü. Sadece 12 dakikada 9 top kaybı yapmak, sıradan bir istatistik değil; Beşiktaş seviyesinde asla kabul edilemez bir ciddiyetsizliktir.
30 küsur yaşına gelmiş, Anadolu kulüplerinden öteye gidememiş bir oyuncuyu, üstelik bonservis bedeli ödeyerek Beşiktaş'a "kurtarıcı" edasıyla getiren zihniyeti sorgulamak zorundayız. Geçtiğimiz yıl bedavaya alınabilecek bir ismi, bugün bu paralara takıma katmak Beşiktaş'ın parasını sokağa atmaktır. Gökhan Sazdağı'nın sahaya koyduğu performans, bu formanın ağırlığının çok altındadır.
Cengiz Ünder Sorunsalı ve Sorumsuzluk Abidesi
Gelelim Cengiz Ünder meselesine... Yönetimin "6 milyon euro vermeyelim de 5'e düşürelim" diyerek haftalarca peşinden koştuğu, adeta bir yılan hikayesine dönen bu transferin sahaya yansıması maalesef koca bir hayal kırıklığı.
Sahadaki lakayt tavırları, rakibe adeta asist yapan anlamsız pas tercihleri Beşiktaş taraftarını çileden çıkarıyor. Cengiz'in kaptırdığı topta Kerem'in kalecimiz Ersin ile karşı karşıya kaldığı o kritik pozisyon, bu sorumsuzluğun en net örneğidir. Ersin'in o pozisyondaki hayati kurtarışı olmasa, bugün çok daha farklı şeyleri konuşuyor olurduk. Sonrasında denediği anlamsız topuk pasları ve ciddiyetten uzak hareketleri gösteriyor ki; Beşiktaş kimsenin şov yapıp takımı yakacağı bir deneme tahtası değildir.
Taylan Bulut Neden Alındı? Jota Silva Neden Silindi?
Tüm bu karamsar tablo içinde, teknik heyetin akıl tutulması yaşayan tercihlerini de masaya yatırmak gerekiyor. Alman U21 Milli Takımı seviyesinde olan Taylan Bulut için kasadan ciddi paralar (yaklaşık 4.5 - 6 milyon euro bandında) çıktı. Peki, bu genç ve potansiyelli yetenek dururken sahada neden inatla Gökhan Sazdağı'nı izliyoruz? Taylan bu takımda oynamayacaksa neden alındı?
Bununla da bitmiyor. Teknik heyetin Jota Silva'yı tamamen gözden çıkarmış olması ve kadro planlamasında yok sayması da Beşiktaş'ın nasıl bir plansızlıkla yönetildiğinin bir başka kanıtı.
Her şeye rağmen beraberlikle bitecek derbi maçının sonucunu da Yasin Kol belirledi.
Beşiktaş maalesef VAR odasına gözlemci atanması olayını kabul etmemiş o zaman haklarımızı nasıl savunacağız? Tiyatro oynandığını düşünen Başkan Serdal Adalı, neden bu tiyatroya göz yumuyor diye sormak istiyorum.