FASİT DAİRE
Bir derbi mağlubiyetinin daha ardından ligdeki en kötü derbi karnelerinden birinin geride bırakıldığı 2025-2026 sezonunun sonuna doğru gelirken bu kötü karneden çıkarılması gereken derslerin neler olacağı merak konusu.
İnönü’de yaşanan 1-0’lık Galatasaray yenilgisinin ardından da yazdığım üzere hakem konuşmak ne yazık ki bizim ligimizin sportif gerçekliğinin bir parçası olmuş durumda. Ancak her şeyi hakeme bağlamak, Beşiktaş’ın kendisine yapacağı bir ihanettir.
Kıymetli okurlarım, Fenerbahçe derbisinin son dakikasında verilen penaltı kararının doğru olduğu kanaatinde değilim. Lakin koca 90 dakikanın ardından geriye dönüp baktığımızda o penaltı dışında konuşulacak başka hiçbir şey mi yok?
“Hakeme rağmen kazanmak artık mümkün değildir.” Diyor kimi romantik taraftarlar. Ben ise şunu sormak istiyorum: Beşiktaş geçtiğimiz sezonda Fenerbahçe’yi hem İnönü’de hem de Kadıköy’de yenmeyi nasıl başardı? Hakem her zaman karşımızdaysa ve hakeme rağmen kazanmak mümkün değilse nasıl oldu da kazandık? Veyahut yine geçtiğimiz sezon namağlup Galatasaray’ı nasıl mağlup ettik? Aynı şekilde geçen sezonun başında nasıl oldu da tarihi fark olan 5-0’lık maçı geride bıraktık?
Demek istediğimin çok açık olduğunu düşünüyorum. Evet hakemin verdiği karar yanlıştı ancak özellikle ikinci 45 dakikada Beşiktaş tam olarak ne yaptı?
Ben söyleyeyim. Galatasaray karşılaşmasında rakip 10 kişi kaldıktan sonra oyuna Cengiz Ünder’i almak nasıl o maçta Beşiktaş’ı da 10 kişi bıraktıysa, Fenerbahçe maçında da oyuna “kurtarıcı” olarak Cerny’i çıkarıp Cengiz’i almak yine takımı sahada eksik bıraktı. Cengiz Ünder’de izleyicilerin göremeyip teknik ekibin gördüğünün ne olduğunu merak ediyorum.
Sorun sadece Cengiz Ünder’in sahaya girmesi miydi peki? Elbette hayır. Sahaya çıkan futbolcuların hiçbiri derbi havasında değillerdi. Bu kadar kritik hatalar silsilesinin tek maçta olmasını, hücum yönünde olumlu atraksiyon beklenen isimlerin çok etkisiz kalması ve bunlar yetmez gibi kenardan gelen her hamlenin sahadaki oyunu daha da geriye götürmesi artık bizleri daha maç başlamadan sonucu gördüğümüz bir fasit daireye soktu.
Geçtiğimiz Galatasaray derbisinde yapılan hataların hepsini hiçbir ders almamışçasına tekrar tekrar yaptık. Üzerine konuşulacak pek bir şey olmadığını düşünüyorum. Bundan sonrası için tek bir hedef kaldı. Umalım ki onda da benzer hatalar bizleri hem sahada hem masada yok etmesin. Türkiye Kupası yolunun dışında Beşiktaş’ın ligdeki tek gerçekçi hedefi ise üzerinde bulunduğu dördüncülük pozisyonunu korumaktır. Sahadaki oyun kalitesi bu düzeylerde olacaksa tek temennimiz formanın ağırlığının o kupayı almasıdır.
Buradaki sonuçları unutmak ve bir an önce mental açıdan toparlanıp önümüzdeki sezona daha sağlıklı olarak girmek temennisi ile Beşiktaş’a sezonun son kısmında başarılar dileyelim. Unutmayalım ki başka Beşiktaş yok. Sevabıyla günahıyla sahada takımı korumak ve futbolcuları sahada oldukları süre içerisinde desteklemekten başka bir niyetimiz olmasın.
8 Nisan 2026