Beşiktaş Haberleri
44,8792 %0.04
52,8865 %0.12
6.944,91 % -0,31

YA KARTAL BAŞA YA KUZGUN LEŞE

YAYINLAMA:
YA KARTAL BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Samsunspor deplasmanından ezici bir mağlubiyetle dönen Beşiktaş’ta gözler günah keçisi aramaya başladı. Başarısızlığın olduğu yerde suçlamalar öne çıkar ve inanın ben kimi suçlamayla başlayacağımı bilemiyorum. Bu tip durumlarda genellikle ilk hedef antrenör olur fakat sorun sadece Sergen Yalçın mı?
    Kıymetli okurlarım; en kötü hedef, hedefsizlikten iyidir. Daha önce burada Beşiktaş’ın ligde hedefsiz kaldığını ve mevcut sezon çerçevesinde tek gerçekçi hedeflerin Türkiye Kupası ile ligdeki dördüncülüğü korumak olduğunu söylemiştim. Ben Beşiktaş’ın ligi dördüncü bitireceğine halen inanıyorum. Bana kalırsa bu mağlubiyetin nedeni önümüzdeki karşılaşmanın Türkiye Kupası maçı olması ve oyuncuların aklının tamamen orada olmasıydı. Dikkat ederseniz her maç sahada basmadık yer bırakmayan Kaptan Orkun Kökçü bile çok etkisizdi. 
    Lakin bir sonraki maçı düşünerek eldeki maçı böylesine ciddiyetten uzak bir biçimde değerlendirmek kabul edilebilir bir durum değildir. Psikolojik üstünlüğün ne anlama geldiğini anlamamak olsa olsa toyluktur. 
    Galatasaray mağlubiyeti öncesi aylarca süren bir namağlup seriye sahip olan Beşiktaş taraftarında ve takımında, kadro kalitesi anlamında çok daha aşağı seviyelerde olunmasına rağmen o maça çıkmadan önceki galibiyet inancını hatırlayın. Şimdi olsa aynı inançla ve öz güvenle o maça çıkılabilir mi? Herhalde akli melekelerini yitirmeyen hiçbir birey bu soruya “evet” cevabını vermez.     
    Türkiye Kupası maçı var diyerek bu kadar gayriciddi oynarsan da o maça gelince sahada ellerin ayakların titrer ve son yıllardaki hazin sonu bir kez daha yaşarsın.
    Peki sahadaki tek problem bu psikolojik hesaplar mıydı? Elbette hayır. Haftalardır benim, bu takımın taraftarlarının, futbol ile ilgilenen az buçuk herkesin dilinde aynı sorunların farklı izahları dolaşıp duruyor. Samsunspor karşılaşmasını izleyenler benim neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır. Milgram isimli köşe yazımda da belirttiğim üzere, Sergen Yalçın’ın Cengiz Ünder konusundaki başarısızlığını kabul edemeyişinin bedelini tüm takım ödüyor. 
    Bir futbolcunun bütün takımın çehresini dağıttığını düşünmemi abartı olarak kabul etmeyiniz. Beşiktaş, sahada bir el freni ile oynuyor. Merkezden oyun kuran bir takıma sahip olsaydık bu şartlar değişebilirdi ancak Beşiktaş’ın ne stoperleri ne de 6 numara pozisyonunda oynayan oyuncular merkezden hücuma kalkabilecek tipte değiller. Dolayısıyla iş kenarlardan başlayan hücum planlarına kalıyor. Sol bekimiz olan Rıdvan Yılmaz’ın bu konudaki yetersizliğini düşünürsek eldeki tek hücum başlangıcı solisti Amir Murillo oluyor. Murillo’nun bu hücumları doğru başlatabilmesi ve etkili olabilmesi içinse önünde oynayan ismin ona göre hareket edebiliyor olması ve aralarında bir hareket senkronizasyonu bulunması gerekiyor. Tıpkı 2020-2021 sezonundaki Ghezzal – Rosier kanadı gibi düşünün. O sezonda da oyunun büyük kısmı o taraftan kuruluyordu fakat o sezon bu konuda oldukça ciddi bir başarı vardı. Murillo’nun önündeki isim Cengiz Ünder olunca Murillo’nun başlattığı her atak, bir el frenine takılıyor ve takım sahada tutukluk yapıyor.
    Daha ne kadar anlatabilirim veyahut bu inattan vazgeçilmesi için ne gerekir bilmiyorum. Ancak sahada başarıya ulaşmanın sırrı dışarıdan basit görünse de hedefsizliğin verdiği psikolojik tahribat, bizlerin sözlerini daha da etkisiz kılıyor. Türkiye Kupası maçları dışında ligden tek beklentimizin “bitmesi” olması da bu husustaki hislerimizin tercümanı oluyor.
    Ama madem psikolojik olarak Beşiktaş kendini Türkiye Kupası’na hazırladı, dileyelim de o gün bir kazaya kurban gitmeyelim. Aksi takdirde önümüzdeki sezona da bir motivasyon bulamayabiliriz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız